Baktım ki defterim ve kalemim çantamda. Hadi ne duruyorsun Aylin ‘yaz’ dedim.
Hani derler ya acı yazdırır insana. Eeee?
Canım acıyor diyemem k? Tamam acımadığını da söyleyemem. Kısacası ben acımla yaşamayı öğrendim, başa çıkıyorum. Daha bir güçlü kılıyor bu beni. Mazoşist tadında kendime göz göre göre acı çektirmekten vazgeçtim. Herkes hayatına devam ederken önüne bakarken ileriye doğru yol alırken ben neden geriye dem vuruyorum? Evet fark ettiğin gibi halen kendime sorular soruyorum. Ama sorularımın cevapları nerde diye koşturmuyorum. Hayatın omuzlarına bir rol daha yükledim. Hayat öğretmen ben öğrenci misali yaşıyoruz. Nasıl olsa bir bilene bıraktım. Elbette yeri ve zamanı gelince tüm sorularım kendiliğinden yanıtıyla kavuşacak. Hayatın her getirdiğine ne boyun eğiyorum ne de cephe alıyorum, duvar örüyorum. Yani dişli öğrenciyi oynuyorum. J
İnsan üst üste hatalar yapınca bir olayın sonunca karar vermekten kaçınıyor. Yani anlayacağın kararsızım bugünlerde. Ama korkmuyorum elbette bu yaramı da tamir eden bir öğretmen bulunur bana. Haklısın galiba fazla tembelleştim. Her gelene buyur gir içeri demiyorum ama merak etme sen süzgeç misali, seçiciyim.
İşte öyle yaşıyorum. Yaşamak , yaşamak dedikleri nedir ki? Bir miktar oksijen, birkaç hidrojen, iki üç tane karbon, bir bir buçuk azot değil mi?
Ee öylesine neyin kavgasını ediyoruz? İnsanlar neden bu kadar küskün yaşama? Onlara zor gelen, hayata küstürten oksijenin karbondan fazla olması mı, azotla hidrojenin eşit olması mı?
Hiç öyle gülmeyin inanın bu kadar etten püften daha farklı bir sebebi yoktur?
Ya siz ne dersiniz?
Aylin
09.07 2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder