İçimden bir ses yaz diyor. Anlat! Ne hissettiğini nasıl olduğunu ancak o zaman anlarsın. Ve ben o içimin derinliklerinden yükselen sese kulak veriyorum.
Nasıl bir oyuna sürüklüyorum kendimi? Bu sorunun cevabını gerçekten bilmiyorum. Yüreğim acıyor ama adeta tüm kuvvetimle bastırıyorum; acıyı hissetmeyeyim diye. Ne yapıyorum ben? Her şeyin bittiğini kabul mü ediyorum? Yoksa bu zamanlar fırtınadan önceki sessizlik mi? Eğer öyleyse çok sert geçecek yerle bir edecek her şeyi. Benim bildiğim fırtınalar hep kendime zarar veren türden. Yine yığılıp kalacağım toprağın üzerine ve yine üstüme iki kürek toprak atan olmayacak. Ölmeyeceğim… Sürüne sürüne kalkıp yoluma devam edeceğim, ayağımın takılıp kendimi yine yerde bulana kadar yürümeye devam edeceğim. Bu hayat beni yıldırmayacak. İnadına tüm gücümle yaşayacağım. Varlık sahasını terk etmeyeceğim. Ben kendimin kahramanı olacağım. Yalnızlıkları oynayacağım…
Rüzgar esmeye başladı. Ya fırtına başlayıp toprakla buluşacağım ya da bir kuş misali uçurup rüzgar beni farklı diyarlara sürükleneceğim…
Kim bilebilir ki toprağa karıştıktan sonra yaşamın durduğunu. İlk insan da topraktan yaratılmadı mı? Belki tekrar başlamak için toprakla bütünleşmek gerekir. Kim bilebilir?
Aylin
11.06.2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder